fb

Okuma Yazma Bilen Çocukların Gururlu Velileri

Görüntülenme Sayısı: 559

Oğlumun anasınıfı için ilk veli toplantısına katılmıştım. Kendim de eğitimci olduğum için öğretmenini daha önceden tanıyordum ve açıkçası kendimi öğretmeni tanıdığım ve tarzını bildiğim için şanslı hissediyordum. Çünkü ne olursa olsun çocuğum o öğretmenle mutlu olacaktı. Okul bir devlet okuluydu. Genelde o çevre tarafından tercih edilen, güzel bir okuldu. Velilerin çoğu çalışan anne-babalardı. Çocukları için ellerinden gelen imkanları sakınmayan insanlar.

Okuma Yazma Bilen Çocukların Gururlu Velileri

Toplantı başladı. Her ne kadar istemesek de yaş açısından karma bir sınıf olmuştu. Sayıları birbirlerine denk olduğu ve öğretmenlerinin deneyiminden şüphem olmadığı için bir problem yaşanmayacağını düşünüyordum. Toplantıda öğretmen bir sene boyunca çocuklarla ne tür çalışmalar yapacaklarını, bir günlerinin nasıl geçtiğini, veli olarak nelere dikkat etmemiz gerektiği gibi önemli bilgileri sıraladı. Her şey gayet olması gerektiği gibi gidiyordu. Ta ki benim gözlerimin yuvalarından çıkmasını sağlayan cümleyi duyana kadar. “Okuma-yazma bilenler için ne yapacaksınız?” ve ardından birkaç kişi de evet ne yapacaksınız diye yinelediler. Konuşmalar soru-cevap şeklinde devam ederken sınıflarında bulunan 6 çocuğun okuma-yazma bildiğini ve bu öğrenmeyi 1 sene önce gittikleri kreşte gerçekleştirdiklerini öğrendim. Hepsi aynı kreşe gitmişti ve velileri hafif bir gururla o kreşten gelen çocukların okuma-yazma bildiklerini söylüyorlardı. Herhalde bizim de “helal olsun arkadaş ne iyi kreşmiş orası 4-5 yaşındaki çocuklara okuma yazma öğretmiş” dememizi bekliyorlardı. Belki içinden diyen olmuştur tabi fakat ben ne içimden ne de dışımdan bir şey diyebildim. Sadece kafamda bu yaş çocuklarına ne amaçla okuma-yazma öğretmeye çalışılması vardı.

Daha sonra tanıdığım ne kadar okul öncesinde çalışan arkadaşım varsa onları aradım. Öğrendiğim şeyler gerçekten de korkunçtu diyebilirim. Müfredatlarında kesinlikle okuma-yazma öğretimi olmamasına rağmen velilerin sürekli bunun için kendilerine baskı yaptıklarından, sürekli başka sınıflarda yapılan çalışmalarla mukayese ettiklerinden ve öğretmenleri buna zorladıklarından bahsettiler. Elbette benim konuştuğum arkadaşlarım bu velilerin isteklerini gerçekleştirmiyorlar ve sonuna kadar mücadele ediyorlar. Bir de devlet kurumunda çalıştıkları için bu durumu yönetebilme şansına sahipler. Özel kurumlarda çalışan öğretmenler de velilerin isteklerine boyun eğiyor ya da başarılı görünmek adına çocukların bambaşka şeyler deneyimlemeleri gereken yaşlarını anlamsız okuma-yazma çalışmalarıyla geçiyorlar.

Peki neden çocuklara hiç gerek yokken okuma-yazma öğretilir?

Genelde anne-babalar buna “biz bir şey istemedik sadece kendisi çok istiyor okuma-yazmayı, çok zorladı bizi” diye cevap verirler. Evet, çocuklar belli bir yaşta okumayı öğrenmek isteyebilirler. Fakat şunu unutmamak gerekir çocuklar arabayı da kullanmak isteyebilirler. Çocuklarımızın isteklerini karşılayamayız çünkü bunun için bir her an her şeye hazır olmak gerekir. Nasıl ki kullanabilir nasıl olsa diye arabayı kullanmasına izin vermiyorsak okumayı öğrenme isteği de hazır olmadığı ve yaşının uygun olmadığı gerekçesiyle reddedilebilir. Kaldı ki okumayı erken yaşta öğrenmenin çocuğa sağlayacağı herhangi bir avantaj yoktur. Çocuk devam edeceği sınıflarda hep sıkılacak, gereksiz yere ortama uyumsuzluk gösterecektir. Çocuğun okumayı öğrenmesi uygun görülen yaş 1. Sınıfa başlama yaşıdır. Son yıllarda yapılan araştırmalar erken yaşta çocuklara yoğunlukla kazandırılan akademik becerilerin uzun vadeli zararlarını açıkça ortaya koymuştur. Belki tek avantajı benim çocuğum 5 yaşında okuma biliyor cümlesini söyleyebilmek olabilir anne-babalar için.

Öğretmenlerin neden çocuklara küçük yaşta okuma öğrettiklerini anlamlandırmak ise gerçekten çok zor. Birçoğu “çocuklar hazırdı öğrettim” cevabını verecektir eminim. Çocuklar oyun oynamaya da hazırlar, şarkılar öğrenmeye, kendilerini ifade etmelerine yarayacak çalışmalara da hazırlar. Ve en önemlisi arkadaşlık ilişkilerini öğrenmeye hazırlar. Çocuklar çocukluklarını yaşamaya hazırlar.

Konunun başına dönecek olursak öğretmen toplantıda bize bir form dağıttı. Çocukları tanımaya yönelik can alıcı sorular vardı. Formun sonunda ise bir soru vardı; çocuğunuz için okuldan beklentiniz nedir? Bu soruya verilen cevapların bence çok da önemi yok. Anne-babaların çocuk için okuldan beklenti taleplerinin yarısı kadar çocukların taleplerini dikkate alabildiğimiz gün onları mutlu edebileceğiz.

Ben cevap olarak mutlu olması yazdım. Kendini okuma-yazma bilen çocukların arasında kötü hissedeceğini bile bile. Hiç neden yokken kendini yetersiz hissedeceğini bile bile mutlu olsun yeter yazdım. Beklentim çok yüksek değil mi?

Bu makaleyi faydalı bulduysanız Anaokulunda Okuma Yazma Öğretimi Doğru Mu? adlı makalemizi de inceleyebilirsiniz.

Bu makale Esin Acartürk tarafından 26 Ekim 2016 tarihinde yazılmıştır.
Diğer Veliler ile Paylaş!

sevgül Öncü

Ben şu anda özel ilkokul ve orta okula giden çocuklara hizmet veriyorum. Erken öğrenen çocukların sınıf içersinde uyum sorunu çektiklerini ve'' ben biliyorum,okulda ne işim var dediklerini biliyorum. Aslında aynı anda öğrenmeye çalışan çocuklar daha mutlu ve yeni öğrendiklerinin keyfine varmaktadırlar.

Yorum Yap
Ad Soyad *
E-Posta Adresiniz *
Yorumunuz *
Sonraki Makaleye Göz Atın
Öğretmenle İşlerin Yolunda Gitmediğini Gösteren İpuçları Çocuğunuzda hangi davranışları gözlemliyorsanız, öğretmeniyle ile ilgili sıkıntı yaşama ihtimali vardır?
İstanbul Bölgesinde Yorumlanan Bazı Okullar
Özel Okul
Özel Yetenekli Eller Anaokulu Dans ve Tiyatro eğitimine önem veren bir okul olduğu için tercih ettik. harika bir bale sınıfları var ve bu sınıfta az ö...
Hemen İncele
Özel Okul
Özel Oynuyorum Anaokulu Çocuğumu gönül rahatlığıyla emanet edebildiğim tek yer. Öğretmenler çocuklara kendi çocuğumu gibi bakıyor hem iyi eğitim...
Hemen İncele
Özel Okul
Özel Pendik Kartanesi Anaokulu 2 senedir çocuğumu gönderiyorum. Okuldan, öğretmenlerden ve Nuray hanımdan çok memnunum. Her seferinde gönül rahatlığı...
Hemen İncele
11073 Farklı Okuldan
Uygun Olanı
Bul!